2017 Temmuz Günlüğü

Bu ay ne okudum?

Olur Böyle Boktan Şeyler, Rick Springfield

Her ne kadar kitabın başından ortasına kadar hiçbir şekilde yazarın yarattığı dünyanın içine giremesem de, son sayfaları sayesinde Olur Böyle Boktan Şeyler favori kitaplarım arasına girdi. Dışarıdan bakıldığında “çerez kitap” kategorisine rahatlıkça sokulabilecek -ki yazarın bir müzisyen olduğunu da ele alırsak bu hareket hiç de garip kaçmaz- ancak okuma sırasında ve okunduktan sonra dünyanın ve insanlığın gidişatı üzerine detaylı bir şekilde düşünmemize yol açacak felsefi yönü de oldukça güçlü bir kitap.
İntihar etmeyi düşünen bir adamın, bir kitapçıdan içinde Tanrı’nın numarasının yazdığı “Muhteşem Titreşim” adlı bir kitabı çalmasıyla her şey başlıyor. Bobby, veya Horatio, tesadüf eseri (?) iki kişiyle daha tanışıyor ve bu insanlarda da aynı kitaptan olduğunu öğreniyor. Tanrı’yla yaptıkları telefon konuşmaları ve karakterlerin yaptıkları seçimlerle kendilerini İskoçya’da buluyorlar. Loch Ness Nehri Canavarı’nın varlığına inanan Horatio, karakterlerden bir diğeri olan Alice ile nehre gitmek istiyor. Nehirde yaptıkları gezi sırasında nitekim canavarı da görüyor, ancak bu olaydan sonra Alice ve Horatio tüm dünyayı ilgilendiren bir karar vermek zorunda kalıyor.
Ben kitaba goodreads’te 5/5 verdim. Anlatılması pek mümkün bir kitap değil çünkü spoiler* verme ihtimalim %150 gibi bir oran 🙂 Son olarak, kitap süresince Horatio’nun gençliğine yapılan geri dönüşler insanı biraz rahatsız edebiliyor, okuyacaksanız aklınızda bulundurun derim.
“Doğruluk, denge ve adalet nerede? Belki de böyledir işte. Yaşam adil falan değildir.”


Labirent: Son İsyan, James Dashner

“Please, Tommy. Please.”
Kitap hakkında söyleyebileceğim pek bir şey yok; kendisi Labirent serisinin 3. kitabı olduğundan dolayı konusunu anlatırsam spoiler vermiş olurum. Serinin genelinden bahsetmem gerekirse eğer, Işıl adlı insan yapımı bir virüsün dünyaya yayılması sonucu bu hastalığa yakalanan insanlar yavaş yavaş delirmeye başlıyor. İSYAN da bu hastalığa karşı güçlerini birleştiren ülkelerin oluşturduğu bir kuruluş. Tedaviyi bulmak için seçtikleri gençleri çeşitli zorlu testlerden geçiriyorlar ve çoğu genç bu testler sonucunda ölüyor. Kalanlar ise İSYAN’a hayatları pahasına güvenmemeye başlıyor ve kuruluşu yok etmek için uğraşıyor.
Seri boyunca karakterlerin duygusal değişimleri beni en çok rahatsız eden konulardan birisiydi. Belki de bu düşüncemde haksızımdır, çünkü normal bir insanın dayanamayacağı kadar psikolojik ve fiziksel baskıya maruz kalıyorlar. Ancak bu, x karakterinin z karakterinden ölesiye nefret ettiğini söylediği halde, z karakterini gördüğünde yumuşamasına pek uygun bir açıklama getirmiyor.
Distopya, okumayı çok sevdiğim bir tür sayılmaz. Modern eserlerden Labirent dışında sadece Efsane serisini okudum ve ikisini de sevdim ancak konu ütopya/distopya olduğunda modern edebiyattan çok klasiklere yönelmek gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden kapsamlı bir karşılaştırma yapamayacağım ancak tavsiye edebileceğim bir seri.

Sonsuz Ruh, Jodi Meadows
Ruhsuz serisinin son kitabı Sonsuz Ruh, kalbimi o kadar çok kırdı ki hakkında konuşmayı reddediyorum.
Reenkarnasyon vb. konular ilginizi çekiyorsa ve fantastik kitapları da seviyorsanız zevk alarak okuyacağınıza eminim. Seri boyunca bizi hayatın karmaşasında bir süre durdurup düşündürecek, felsefi yönü güçlü olaylar ve konuşmalar gerçekleşiyor. Sanırım favori serilerimin arasına girmesini sağlayan da serinin bu yönü oldu.

Bakarsın Bulutlar Gider, Silvia Avallone
İtalya’nın bir köşesinde yer alan küçük bir kasabadaki insanların hayatlarından bir kesit anlatılıyor kitapta. Goodreads’te 4/5 verdim, puanı kırmamın sebebi ise kitabın %80’inde insanların durumu anlatılırken, geriye kalan son %20’lik kısımda tüm olayların hızlıca anlatılıp geçilmesiydi, kitap hakkında sevmediğim tek özellik bu oldu.
Onun dışında kitap kapağında değinildiği gibi gerçekten de özgür ruhlar için yazılmış bir kitaptı. Sahip olduğum aileme ve her ne kadar başkaları tarafından kısıtlansa da özgürlüğüme şükrettim.
Her sene bir kez daha okunması gerektiğini düşünüyorum, başkalarının yaşadıklarına şahit olmadıkça -ister roman karakteri ister gerçek hayattan insanlar, fark etmez- özgürlüğün değerini anlamıyoruz çünkü.

Bu ay ne izledim?

13 Reasons Why/Ölmek İçin On Üç Sebep
Kitapların dizi/film olmalarını pek hoş karşılamıyorum çünkü -Harry Potter gibi az sayıda istisnalar dışında- eserin itibarını düşürüyorlar. Nitekim bu sefer de aynısının olduğunu düşünmüştüm ama yanılmışım. Dizide kitaptaki olayları esas alıyorlar ancak kendi yorumlarıyla izleyiciye aktarıyorlar. İkinci bir kitap olmadığı ve ilk sezonun kitapla paralel bittiğini düşünürsek ikinci sezonu beklemiyordum ancak anladığım kadarıyla Skins gibi bir gençlik dizisinin, ergen psikolojiyle kat be kat daha çok ilgilenildiği ve intihar, tecavüz, zorbalık ve benzeri konuların ilgi odağı olduğu bir versiyonunu yapmayı düşünüyorlar.
Diziyi izleme niyetiniz varsa öncelikle kitabı okuyun derim, çünkü ne olursa olsun kitaplar her zaman daha iyidir!

Death Note
Aylar önce izlemeye başlayıp yarım bıraktığım Death Note’a bu ay tekrardan başladım ve 3 günde 18 bölüm izleme gibi bir çılgınlık yapmama sebep oldu. Haikyuu!!’dan sonra bir animeyi bu kadar sevebileceğimi düşünmüyordum ama sahip olduğu ünü sonuna kadar hak ediyor. Animenin sonunda neler olacağını ta en başından bildiğim halde -fazla merak iyi bir şey değil arkadaşlar- soluksuz izliyorum.
Animede ölüm defterine sahip olan Light Yagami’nin dünyayı, sadece kendisinin izin verdiği iyi insanların yaşadığı bir yer haline getirme ve Tanrı olma isteğinin sonucunda gelişen nefes kesici olayları izliyoruz. Light insanları bu defter sayesinde öldürmeye başladığında polis de Light’ın, veya herkesin onu tanıdığı şekilde Kira’nın peşine düşüyor. Dedektiflik yetenekleri sorgulanamaz derecede mükemmel olan “L”, bu davaya girdikten sonra olaylar öngörülemez bir halde devam ediyor.
İlk başlarda L’den nefret edip tam bir Kira/Light hayranı olmama rağmen şu sıralar L’e olan sempatim katlanarak artıyor. Kira ile ilgili düşüncelerim şu an biraz karışık. Kendisi, sırf yakalanmamak için neleri yapabileceğini teker teker gösteriyor ve her bölümün sonunda kafamı biraz daha karıştırıyor.
Henüz 21. bölümdeyim, bazı sebeplerden dolayı iki haftadır izleyemiyorum ancak bitirdiğim zaman Ağustos günlüğüme küçük bir not olarak düşüncelerimi yazarım, sanırım. 🙂

Bu ay hangi uygulamaları keşfettim?

Pepapp
Aslında bu uygulamayı bu ay keşfetmedim ancak bu yazımda bahsetmek istedim çünkü uygulamanın kullanılırlığını ve işlevselliğini bu ay tam olarak anladım. Pepapp, regl günleriniz için kesinlikle on numara bir uygulama. Menstrual döngünüzü ve regl sürenizi girdikten sonra bir takvim oluşturuyor ve bu takvime göre bir sonraki regl döneminizi, doğurganlığınızın en az, en yüksek ve orta olduğu günleri size söylüyor. Bu takvimler tahmini olarak oluşturulduğu için doğruluk oranları kısmen düşebiliyor ancak siz regl olduğunuz günü işaretledikten sonra, uygulamayı kullanmaya ilk başladığınızda girdiğiniz regl sürenize göre takvimi oluşturuyor. Regliniz girdiğiniz süreden daha önce veya daha sonra bittiyse baz aldığı süre de buna göre değişiyor.
Ayrıca regl olmasanız bile her gün girip göz atmanızda fayda var çünkü bu süreç hakkında bizi bilgilendiren şeyler de var uygulamanın ana sayfasında. Kadınlar için bu zorlu dönemi atlatmakta bir numaralı arkadaş Pepapp, denendi, onaylandı!

Stretching Sworkit
Hayatıma tüm gün anime izleyip kitap okuyarak devam edemeyeceğimi anladığım zaman radikal bir değişiklik yapıp spor yapmaya karar verdim. Bu sayede bu uygulama ile tanıştım. Spordan önce sizin ayarladığınız süre çerçevesinde size ısınma/esneme hareketleri yaptıran bir uygulama. İçerdiği hareketler insanı gerçekten esnetip spora hazır hale getiriyor. Gerçi şu an için olayın asıl kısmına, spor yapmaya geçemedim, ısınıp bırakıyorum 🙂 Ancak bu uygulamanın kardeşi olan “Sworkit”i kullanmaya başlayacağım, büyük ihtimalle Ağustos Günlüğü’nde bahsederim.

UNUM
Düzenli bir Instagram kullanıcısıysanız ve profil düzeninize dikkat ediyorsanız tam sizlik bir uygulama. Atacağınız fotoğrafları önceden bir düzene sokup görünüşüne bakabiliyorsunuz. Ayrıca takipçilerinizin analizini de yapabiliyorsunuz; hangi gün hangi saatte ortalama kaç beğeni alıyorsunuz vs.


Bu Ay Ne Dinledim?

Bu ay dinlediklerime 2017 temmuz linkine tıklayarak ulaşabilirsiniz. Şu sıralar büyük bir Uzak Doğu hayranlığı döneminden geçiyorum, bu yüzden şarkıların çoğunluğunu KPOP türü oluşturuyor. Mod yükseltmek için mükemmel şarkılar çünkü istemeseniz bile dans edesiniz geliyor!

*TDK “spoiler” kelimesine acilen Türkçe bir karşılık bulmalı…