"Enter"a basıp içeriğe geçin

2018 Ocak Günlüğü

Bu ay neleri okudum?
Sosyalizmin Alfabesi, Leo Huberman
Sosyalizm, komünizm ve kapitalizmin ayrı ayrı tanımları yapılıp herkesin, daha doğrusu belli bir düşünebilme ve farkındalık seviyesine ulaşmış herkesin anlayabileceği basitlikte açıklanmıştı. Bu “ideoloji” konularına yeni yeni hakim olan birisi olarak bana oldukça faydası dokundu. Tavsiye ederim.

Virüs Kodu, James Dashner
Labirent serisini sonunda bitirdim, alkış????
Çok sinir bozucuydu. Okurken Teresa’dan katrilyonuncu kez nefret ettim. Son sayfaya kadar da dayandım aslında, ancak o son sayfa…
Bu satırları yazdığım sırada, Ölüm Emri’nin (film) çıkmasına bu kadar az bir vakit kalmışken seriyi de aynı ay içerisinde bitirebilmek iyi oldu. Gerçi, Virüs Kodu her şeyin başlangıcını anlatıyor, bu yüzden Ölüm Emri ile direkt bir bağlantısı yok ancak aklımdaki soru işaretlerinin gitmesi ve tüm bunlara nasıl geldiğimizi öğrenmek faydalıydı.
Seriyi tavsiye eder miyim? Neden olmasın? Derin bir felsefesi yok, popüler distopya kitaplarından bir diğeri diyebiliriz. Ütopya/Distopya türlerinde pek fazla kitap okumadım şu ana kadar. Okuduklarım da genelde, dediğim gibi, popüler olanlardı, bu yüzden net bir karşılaştırma yapamam. Bu türün meraklısıysanız okuyun, değilseniz de yanından bile geçmeyin çünkü size muhtemelen kağıt israfı gibi gelecektir.

Ütopyanın Kadınları, Kadınların Ütopyası, Yasemin Temizarabacı Yıldırmaz
Kitap, yazarın lisans tezi. Ütopya ve distopya, veya karşı ütopya, tarihini en başından alıp günümüze kadar inceliyor. Ancak adından da anlaşılabileceği gibi bunu toplumsal cinsiyet konusuna eğilerek ve feminist bakış açısıyla yapıyor. Az önce de yazdığım gibi bu türde okuduğum eser sayısı bir elin parmağını geçmez. Klasik dediğimiz eserleri ise hiç okumadım. Bu kitabı okumak bir sürü spoiler (TDK bu kelimeye Türkçe bir karşılık bul artık.) yememe sebep olduysa da, türün içine girmeden bu konuyla ilgili bilgi almış olmam bana çok şey kattı. Sadece edebiyatla ilgili değil, feminizme ve tarihte kadınlara karşı bakış açısıyla ilgili bilgilenmem ufkumu genişletti. Muazzam bir kaynakça listesi var. Bahsedilen, alıntı yapılan kitapları, makaleleri yavaş yavaş okumaya başlamak istiyorum.

Ah’lar Ağacı, Didem Madak
Didem Madak’ın en sevdiğim şiir kitabı oldu. Gece başladım, uyudum, uyandım, 5 dakika sonra bitti. Sayfalarca sürseydi de günlere yaya yaya okusaydım keşke ama maalesef… Hakkında çok fazla bir şey yazmaya gerek yok. Şiir okumayı seviyorsanız kesinlikle öneririm. Son olarak, mekanın cennet olsun Madak.

Gölge Avcısı Akademisinden Hikâyeler, Cassandra Clare
Sinir krizleri geçirdiğim kitaplardan birine daha hoş geldiniz… Aklıma geldikçe Cassandra’ya tüm Çin işkencelerini uygulayacak sinirim ve hırsım uyanıyor içimde. Sevdiğim tüm karakterlerin, kelimenin tam anlamıyla TÜM karakterlerin (Jem, Simon ve o son kişi…) başına gelmeyen kalmadı. Çıkardığı kitapları okumaya korkuyorum artık.
Bu kitapta ise Simon’ın hafıza kaybından sonra yaşananlar doğrultusunda Gölge Avcısı olma kararını ve Akademi’ye gelişini okuyoruz. Simon’ın Akademideki hayatı kitabın temelini kapsıyor aslında ancak neredeyse her hikayede geriye dönüp başka karakterlerin hayatlarından parçalar okuyoruz. Açıkçası ben tüm hikayelerden etkilendim. Ancak favorilerim “Gölgelerden Başka Hiçbir Şey”, “Solgun Krallar ve Prensler*” ve “İki Kez İnen Melekler” idi. Aslında İki Kez İnen Melekler’e favori hikayem sıfatını yüklemek biraz anlamsız olur çünkü hikaye resmen saf acıdan oluşmuştu. Çok gereksiz ve anlamsız bir olaydı, nedenini hala bulamıyorum ki kitabı bitireli de beş gün falan oldu.
*Solgun Krallar ve Prensler’in favori hikayelerimden birisi olmasının sebebiyse hikayenin sonundaki “Tepenin Altındaki Diyar, Evvel Zaman…” bölümü. 2,5 sayfada perilere karşı olan bu büyük ön yargının aslında anlamsız olduğunu çok net anlıyoruz. Çoğu konuda olduğu gibi bu konuda da Simon’a %100 katılıyorum, canım Simon.
“‘Seni seviyorum,’ derdi kadın ona, her gece, yedi yıl boyunca. Periler yalan söyleyemezdi ve adam bunu bilirdi.
‘Seni seviyorum,’ derdi adam ona, her gece, yedi yıl boyunca. İnsanlar yalan söyleyebilirdi, böylece kadın onun yalan söylediğine inanmasına ve kardeşleriyle çocuklarının da buna inanmasına ses çıkarmadı ve sonsuza dek buna inanmalarını ümit ederek öldü.
Bir peri böyle severdi işte: Bir armağanla.”
Solgun Krallar ve Prensler, s. 468.

Gezgin, Halil Cibran
Halil Cibran’ın daha önce “Meczup” ve “Ermiş” kitaplarını okumuştum ve ikisi de favori kitaplarım arasına girmişti. Gezgin’i okurken aynı zevki alamadım ve çok da sevemedim açıkçası.
Felsefi hikayeleri okumayı çok severim, ki bu da Halil Cibran sayesinde oldu ancak yine Halil Cibran sayesinde bu türden biraz uzak durasım geldi, bilemiyorum. Diğer kitaplarını da okuyacağım elbette, ancak Gezgin hakkında pek de olumlu düşüncelere sahip değilim. Tabii okuyup okumamak yine size kalmış.

Bu ay neleri izledim?
Zankyou No Terror
Death Note: V-Light ve Sherlock Holmes ile çok fazla ortak yöne sahip karakterler vardı. Gizem, psikoloji ve polisiyenin karışımıydı, çok çok çok sevdim; bir o kadar da kalbimi on beş bin parçaya ayırdı.
Çocukluklarında bir deney için alıkonulan 9 ve 12, bulundukları tesisten kaçıp onlara yapılanların intikamını almak için Sfenks adı altında çeşitli patlamalar gerçekleştiriyorlar. Yalnız bu patlamalarda amaçları masum insanları öldürmek değil, sadece hedefleri doğrultusunda yaptıkları patlamalarla ilgiyi üzerlerine çekmek.
Bu hedeflerinde ilerlerken ortaya çıkan 5 ise işleri bir anda karıştırıyor. Gerisi spoiler’a girer bu yüzden olayları anlatmayı burada kesiyorum. Death Note’tan bin kat daha iyiydi. Kendi türünde karşılaştırabileceğim başka bir anime izlemedim ama o kadar mükemmeldi ki… Daha önce anime izlemediyseniz Zankyou no Terror iyi bir başlangıç olabilir. Kesinlikle tavsiye ederim.

Labirent Serisi
Hazır “Son İsyan” vizyona girecekken tüm seriyi tekrar izleyeyim dedim, ve üç gün süren bir acıya maruz kaldım. Kitaplarda yaratılan dünya ile filmlerde izlediğimiz dünya arasındaki fark o kadar fazla ki… Son İsyan’ı izlerken olayları bildiğim halde ben bile ne zaman ne olacağını kestiremedim çünkü çok farklıydı. Tabii en can alıcı kısımlardaki değişiklikler minimum idi çünkü yapımcılar bizi nasıl kahredeceklerini çok iyi biliyorlar.
Hala vizyondayken ilk iki filmi izleyip Son İsyan’a gidin derim. Keyifli ancak bol acılı birkaç saat geçirmek mükemmel bir tatil aktivitesi olabilir 👍
“Please Tommy, please!”

How To Read More || How I Read 102 Books in a Year!
WHAT IF I WAS REJECTED FROM CAMBRIDGE? MY UNIVERSITY APPLICATION EXPERIENCE + BACK-UP PLAN
language study tips + study with me
The Turkish Language
BAZI İNSANLAR NEDEN DAHA BAŞARILI? | 10.000 SAAT KURALI |ÇİZGİNİN DIŞINDAKİLER
BAŞARININ SIRRI: KONFOR ALANININ DIŞINA ÇIKMAK
MY BEST ZERO WASTE TIP
WHAT I WASTED THIS WEEK | no spend
MINIMALISM SERIES | 10 Ways Minimalism Changed My Life
Bazı Kelimeler Gerçekten Çok Güzel | Onur Ertuğrul | TEDxIstanbul
Yapılmayacaklar Listesi | Hedeflerde Minimalizm
BEN GİDİYORUM, İSTANBUL SİZİN OLSUN!
Once in Seven Years | Barış Özcan | TEDxBahcesehirUniversity
Kadın. | Banu Çiftçi | TEDxBahcesehirUniversity
Türkiye Hakkında Çok Şaşıracağınız 12 Gerçek
İtiraz Et, Hayal Kur, İlerle! | Selçuk R. Şirin | TEDxIstanbul
Neden Güzel Olmak İstememelisiniz? 🚫
KADINLARA NASIL YÜRÜNMEZ / INSTAGRAM
İSTEDİĞİN İŞİ VE İLİŞKİYİ ELDE ETMENİN YOLU
5 techniques to speak any language | Sid Efromovich | TEDxUpperEastSide
Kır kabuğunu Çık | Come Out Of Your Shell | 2017 | Yonca Tokbaş | TEDxReset
Geç Kalma , Harekete Geç! | Emre Başkan | TEDxBahcesehirUniversity
TED Konuşmaları – Mutlu Olmak

Müzik köşesi
Edis Görgülü, IF Performance Beşiktaş, 18/01/2018
Ben lisedeyken Edis’i o kadar sevmezdim ki, o kadar olur. Sınıf arkadaşlarımdan biri sürekli, gerçekten abartmıyorum, neredeyse her teneffüs Edis’in şarkılarından birini açardı ve üstüne üstlük en yakın arkadaşım da Edis hayranıydı. Galatasaray’da okuduğunu sonradan öğrendim ve üniversiteye başlayınca sırf komik bir şeylerini bulmak için içerik ararken bir baktım Edis’e düşmüşüm. Hikayenin sonu.
Hem en yakın arkadaşımla kız kıza eğlendiğimiz bir gece geçirmek hem de ilk dönemin yorgunluğunu üstümden atmak için daha iyi bir fırsat olamaz dedim ve biletleri aldım. Pişman değilim. Yine olsa yine yaparım.
Şaka bir yana, konsere kadar canlı görmemiştim ve hep “Yakışıklı değil karizmatik.” derdim ama artık benim için Justin Timberlake’ten bir farkı yok. Hem canlı söyleyip hem dans ediyor; eğlenceli şarkılarda enerjisini, yavaş şarkılarda ise duyguyu hissettirmeyi çok iyi biliyor. Ayrıca oldukça esprili bir insan.
Unutamayacağım günlerden biriydi. En son bu kadar dans ettiğimde doğum günümdü ve gecenin %70’ini falan hatırlamıyorum, 18 Ocak ise öyle bir derdimin olmadığı, gayet hoş ve dans dolu, eğlenceli bir gündü. Şubat’ta albüm çıkartıyormuş diye duyduk (aslında kendisi söyledi), tura çıktığında da konserlerine gideriz bol bol. Merakla bekliyorum.

Uygulama
Coach.me
Instagram üzerinden süren “#niniylezincirikirma” etkinliği doğrultusunda kendi zincirime eklediğim maddelerin günlük takibini yapmak için bir uygulama arıyordum ve appstore’da karşıma coach.me çıktı. Hayatımı kurtardı diyebilirim çünkü tam aradığım gibi bir uygulama ve ücretsiz. Daha ne olsun?
Kendi hedeflerinizi ekleyebileceğiniz gibi halihazırda var olan ve binlerce insanın da yer aldığı, eğitim koçlarının bulunduğu hedefleri de ekleyebilirsiniz (sabah erken kalkma, günde yarım saat kitap okuma, ders çalışma gibi). Orada hedeflerinize tik attığınızı görmek insana motivasyon veriyor ve diğer hedeflerinizi de tamamlamak için güç buluyorsunuz, en azından bende öyle oluyor.
Aslında dürüst olmak gerekirse okul kapandığından beri fazla boş vakit hastalığına düştüm ve hiçbir şey yapasım gelmiyor, kendi içime kapandım ve zincire eklediğim hedefleri hep minimum verim alacak şekilde bitirdim. Bu ruh halinden çıkmaya çalışıyorum çünkü karşımda dikilen ve her gün yaklaştığım dağ gibi bir ikinci dönem var. Yine bu uygulamayla hayatımı düzene koyup eskisi gibi devam ederim diye umuyorum.
Son olarak bu uygulama günlük “to-do list” yani “yapılacaklar listesi” için uygun değil. Demek istediğim, kısa süreli hedefler değil de uzun vadeli hedefler için uygun. Günlük yapılacaklar listesi için size önerebileceğim en iyi yöntem kağıda yazmak ve sürekli görebileceğiniz bir yerde tutmak olur.

İlk Yorum Sizden Gelsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir