"Enter"a basıp içeriğe geçin

Galatasaray Üniversitesinde Hayat|| Hazırlıkta 1. Dönem, Modüller, Projeler, Sınavlar…

Modüller ve projeler kronolojik sıraya göre yazılmıştır.

1. Modül : << se présenter >>
Kendimizi tanıtmayı ve kişisel bilgilerle ilgili her şeyi, tanışmak, selamlaşmak gibi basit diyalogları, boş zaman aktivitelerini ve hobilerimizi, sen/siz kullanımını, ismimizin harflerini kodlamayı (yani alfabeyi), harita okumayı, günlük programımızı anlatmayı, kısa mesaj yazmayı, yol tarifi yapmayı, aile tanıtmayı, artikelleri ve kullanımlarını, eşya betimlemeyi ve bir şehri basitçe tanıtmayı öğrendik. Bunlar dışında yüklü bir kelime bilgisiyle karşı karşıyaydık çünkü günlük hayattaki basit konuşmaları öğreniyor olsak da her şey çok yeniydi ve 0’dan başladığımız için hepsi çok fazla geliyordu. Yine de her gün düzenli çalışmalarla üstesinden gelinebilirdi ki zaten burada gördüğünüz kelimeleri ve kalıpları sonradan sürekli ama sürekli kullanacağınız için zaman içinde mutlaka oturuyor, bu yüzden stres yapmaya ve acele etmeye gerek yok ama düzenli çalışmak şart.

1. Proje
Bu proje ilk projemizdi ve modülle birlikte toplamda 3 hafta sürdü. 1. modülde öğrendiklerimiz ışığında hazırladık. Kendimizi, bir yakınımızı ve yaşadığımız şehri anlattık. En basit projeydi ama o zaman çok zor gelmişti bana. Özellikle tahtaya çıkıp sunum yapmak beni çok zorlamıştı, bir de yabancı bir dildeki ilk projem ve sadece 3 haftadır tanıdığım insanların önünde… Şimdi geri dönüp baktığımda yaptığım hatalara ve girdiğim strese çok gülüyorum çünkü son projede yine tek başımaydım, yaklaşık 25-30 dakika boyunca bir sorunsal üzerinden argüman örnekleri vererek sunum yaptım ve çok güzel geçti. Nereden nereye diyor insan.

2. Modül : << demander des informations >>
Burada genel olarak soru sorduk ve bilgi alışverişinde bulunduk. Randevu almayı, yeni tense’leri (passé composé, imparfait, conditionnel de politesse) ve kuralları (liaison, yazım yanlışları vs.) öğrendik. Toplamda 4 hafta sürdü. Aşırı zor değildi ama ilk modüldeki “overloading” (overload = fazla yük) olayını aşamadığım için hâlâ zorlanıyordum.

2. Proje
Yapımında en çok sövdüğüm, en sinir bozucu, en anlamsız projelerden biriydi. Okuldaki birinci sınıflarla okul hakkında röportaj yaptık (Fransızca tabii ki…) ve bunu videoya çektik. Montajı ben yapıyordum ve kendi röportajımdaki ses sorununu düzeltmek için en az 3 saat uğraşmıştım. Sonucunda ortaya idare eder bir şey çıkarttım ama bu projeye karşı hâlâ inanılmaz büyük bir nefretle doluyum.

1. Partiel
Benim için konuşma sınavı tam bir kabustu ki zaten 19/30 aldım. İki kart seçip bunlara göre soru soruyordun ve hocan da cevaplıyordu. Benden önce giren tüm arkadaşlarıma onlara ne çıktığını sordum ve kimse “description physique” yani “fiziksel betimleme” demedi ama bana ne çıktı tahmin edin:) Ayrıca bu tema geçen seneki konuşma sınavlarında da yoktu ve çalışırken (son gece) hiç üstünde durmamıştım. Başka bir tema çıksa daha iyi yapabilir miydim hiçbir fikrim yok çünkü siz ne kadar iyi olursanız olun karşınızdaki jürinin tavrı sizi fazlasıyla etkiliyor. Benimkiler biraz (biraz???) meymenetsizdi ve hiç de cesaret verici bir tavır takınmamışlardı. Yüzüme bile bakmadılar… Öyle ya da böyle atlattım ama sırf bu yüzden 2. partiel’e kadar sınıfta doğru düzgün konuşmadım.
Yazma sınavına şimdi dönüp baktığımda dünyanın en saçma hatalarını yaptığımı görüyorum ama o zamanki seviyeme göre bu tip hatalar yapmam gayet normaldi. Hocanın yazdığı yoruma göre “pronoms relatifs” kullanımım iyiymiş ama “nous” ve “vous” kişilerinde fiil çekimlerim eksikmiş. Bence berbattı 🙂 O zamanlar neye nasıl çalışmam gerektiğini bilmiyordum ve fiil çekimlerine de şimdiki gibi yeterli vakti ayırıp düzenli çalışmıyordum. Kendimde kesin ilerleme gördüğüm ve bu ilerlemeyi net bir şekilde takip edebildiğim tek yer bu fiil çekimi olayı sanırım. Bir yerden sonra her şey o kadar çok karışıyor ki çalışmaya mecbur kalıyorsunuz çünkü 6 kişide de farklı çekimleniyorlar ve sadece bir tane zaman yok. Geleceği, geçmişi, conditionnel’i, subjonctif’i, bunların şimdiki ve geçmiş zaman halleri, bu liste böyle uzar gider.
Okuma sınavında bir parçayı okuyup onunla ilgili soruları cevaplandırdık. Bize verilen (metinle ilgili) bir yargının doğru olup olmadığını metinden aldığımız bir cümleyle kanıtladık. Bunun dışında bazı kelimelerin eş anlamlarını bulup işaretledik, bu üç şıklı çoktan seçmeli bir bölümdü, aynı şekilde metinle ilgili soruları cevapladığımız ilk etkinlik de böyleydi. Bunların dışındaki iki etkinlik ise az önce söylediğim gibi açık uçluydu.
Dinleme sınavları benim hala en çok korktuğum şeylerden biri. Ne yaparsam yapayım istediğim kadar hızlı ilerleyemiyorum, ama bu ilerleyemiyorum anlamına da gelmiyor. Sadece hala gereken vakti ayırmıyorum kendilerine çünkü bir parçayı anlamadığımda moralim bozuluyor. Her neyse, dinleme sınavında gözetmen hocanın gazabına uğradık desem yeridir. Cevapları geçirmemiz için gereken ek süreyi vermeden hemen kağıtlarımızı toplamıştı. Gerçi benim için büyük bir sorun değildi çünkü zaten yazacak çok bir şeyim yoktu ancak bu durumdan muzdarip olan baya bir arkadaşım vardı.
Okuma ve dinleme sınavlarını pek hatırlayamıyorum açıkçası, sınav kağıdımın kontrol edilmiş halinin fotoğraflarını çekmiştim, onlara göz atıp yazmaya çalıştım. Umarım bir nebze de olsa açıklayıcı olmuştur.
63 bekleyip 73,5 almışım bu arada, mütevazi bir Ece…

3. Modül : << raconter >>
Bu modüle 1. partiel’i değerlendirerek başladık. Nasıl çalıştığımızı, neleri nasıl yaptığımızı detaylı incelediğimiz birkaç sayfa anketimsi bir şey. Bence bir faydası yoktu bunların ama Fransızlara göre var, geriye dönüp baktığımda neden yaptığımızı anlamadığım tek şey bu sanırım.
Bu modülde sürekli bir şeyler anlattık. Projeden ayrı olarak tek kişilik sunumlar halinde ya eşyalarımızla ilgili anılarımızı ya da bir emeklinin anılarını anlattık. Ben eşyalarımı anlattım. 4 eşyayla ilgili yazı yazıp 2’sini sundum. Fena geçmemişti ama 10/10 aldım, yani muazzam geçmiş olsa bu nota şaşırmazdım ama “fena değil” dediğim bir sunumdan 10/10 almak modumu baya yükseltti.
Passive’i, nominalisation’u, discours direct au passé’yi, plus-que-parfait’yi, çeşitli son ekleri öğrendik.

3. Proje
3 hafta süren bir projeydi ve bu sefer 2. projede sadece kızlardan oluşan grubumuza ek olarak bilgisayar mühendisi bir erkek arkadaşımız katıldı ve son projeye kadar hep birlikte çalışarak tüm sunum hazırlama ve diğer teknik işleri ona yıktık çünkü hazırlık okuyan bir bilgisayar mühendisinin işi budur. 🙂
Şaka bir yana, o olmasa çoğu projede batırırdık herhalde, Allah kendisinden bin kez razı olsun. Buradan çıkarmanız gereken ders: mutlaka ama mutlaka grubunuzda bilgisayardan anlayan birileri olsun. Öteki türlü projelere daha fazla vakit ayırmanız gerekir ve böylece başka şeylerden kısmak zorunda kalırsınız. Ve emin olun, Galatasaray Üniversitesi’nde hazırlık okuyorsanız sene boyunca mutlaka o başka şeylerden kısmak zorunda kalacaksınız.
Projeye geri dönersek, kendi seçtiğimiz bir tema üzerinden Fransız klişelerini anlattığımız en fazla 2 dakika uzunluğunda bir video hazırladık. Videonun içeriği tamamıyla bize kalmıştı, bu yüzden yaratıcılığımızı konuşturduk ve sınıfta birinci seçildik. Linki bulamadığım için buraya ekleyemiyorum ama bulursam sonradan güncelleyeceğim.
Bu projenin bizi zorlayan bir tarafı bulduğumuz klişelerin hocayı tatmin etmemesi ve bir yerden sonra doğru düzgün klişe bulamayışımızdı. Ama üstesinden geldik ve hallettik.
Diğer bir tarafı ise okuldaki Fransızlarla bu klişeler hakkında röportaj yapmak zorunda oluşumuzdu. Erasmuslularla röportaj yapmak istiyorsanız elinizi çabuk tutmanız lazım çünkü tüm hazırlık öğrencileri onlarla röportaj yapmaya başladıkça bir süre sonra bıkıyorlar (haklı olarak) ve ya onları okulda göremez hale geliyorsunuz ya da size yardımcı olmuyorlar. Biz uzun uğraşlar sonucunda Pierre isimli bir gençle (yazar burada aşk hastalığına yakalanmıştır ve Pierre ismini her duyduğunda delice göz yaşı akıtır) röportaj yaptık. Röportaj sırasında gözlerimden çıkan kalplere engel olamadım, gerçekten hayatımın en güzel 5 dakikasıydı.
Hâlâ en gurur duyduğum işlerden birisidir bu proje.

4. Modül : << s'informer >>
Bu modül de 3 hafta sürdü. Yavaştan sanatla ilgili konulara giriş yaptık ve sergilerde bahsedip bolca resim ve karikatür betimledik. Karşılaştırma yapıp nedenlerini açıklayarak bir şeyi tavsiye etmeyi veya etmemeyi öğrendik. Comparatif, superlatif, çift zamirler (doubles pronoms), conditionnel présent, phrases hypothètiques, négation complexe, futur simple gibi biraz daha karışık konuları işledik ve bunları nasıl kullanacağımızı öğrendik. Favori modüllerimden birisiydi.

4. Proje
Bu da favori projelerimden birisiydi. Bir sanat sergisi seçip onunla ilgili bir broşük hazırladık ve sergideki eserlerden birini seçip onu anlattığımız ses kayıtlarının QR kodlarını da broşüre ekledik. Genel olarak bu şekildeydi, çok zor bir yanı yoktu, eğlenceliydi. Yine birinci seçildik bu arada 🙂

2. Partiel
Bana konuşma ve yazma gücünü veren, daha doğrusu çoktan içimde bulunan bu güçleri açığa çıkarmama yardımcı olan en sevdiğim sınav. Gerçekten, bir sınavı nasıl sevebildim ben de bilmiyorum ama bu satırları partiel 3’dan (partiel trois) çıktıktan hemen sonra yazarken partiel 2’nün (partiel deux) kıymetini bir kez daha hatırladım.
Konuşma sınavından önce kalp krizleri geçiriyordum (klasik bir Ece) çünkü o zamanlar ciddi anlamda en büyük kabusum konuşmaydı. YGS Matematik bile beni bu kadar strese sokmuyordu, size bu konuda yemin edebilirim. Bu sefer sizi diğer hazırlık öğrencileriyle birlikte bir sınıfa alıp 20 dakika hazırlanma süresi veriyorlar ve siz seçtiğiniz resimle ilgili anlatacaklarınızı bir kağıda not alıyorsunuz. Sonra bu kağıdı jüriniz alıyor bu yüzden (zaten konuşma sınavının puanlama kağıdında da belirtildiği gibi) bu notları cümle cümle, edatına ve aksanına kadar yazmanızı değil de baktığınızda size diyeceğiniz şeyi hatırlatacak şekilde kelimeler halinde not almanız bekleniyor. 20 dakikanın sonunda hep birlikte sınıftan çıkıyorsunuz ve herkes jürisinin olduğu sınıfa gidiyor. Benim şansıma o gün, şimdiki bölüm dersime giren Gülseren hocam jürimdi. Kendisi dünyanın en güler yüzlü, en sempatik, en destekleyici insanı. Kendisinin bunlardan haberi var mı bilmiyorum lakin ben şu an konuşma fobimi az da olsa yenebilmişsem hepsi onun sayesindedir. Yanlış anlaşılmasın, konuşma sınavı esnasında bana motivasyon verecek cümleler kurmadı lakin bakışları, hal ve tavırları beni konuşmaya o kadar teşvik etti ki tam 13 dakika konuştum. Normalde birebir konuşmalarda bir cümle bile kuramayan ben, 13 DAKİKA KONUŞTUM. Şimdi bile inanasım gelmiyor ama yaptım işte. Sınavın içeriğinden bahsetmeye geri dönersem ilk başta hiçbir şekilde müdahalede bulunulmadan seçtiğiniz resme/fotoğrafa göre kurduğunuz hikayeyi anlatıyorsunuz. Sonra jüriniz size bu hikayeyle ilgili sorular soruyor ve hikayeniz hakkında mantık çerçevesinde detay veriyorsunuz. Sürpriz bir şekilde bizden bir anımızı da anlatmamızı istediler ama ben çok fazla detay veremedim çünkü cidden tükenmiştim ve aklıma diyecek hiçbir şey gelmedi. Bir ara Gülseren hocamla edebiyat hakkında konuşmaya başladık, zaten o sırada bölüm dersi hocam olduğu ortaya çıktı ve ben kendisini yaklaşık 1 ay boyunca Fransız sandım çünkü tam bir Fransız gibi konuşuyordu, hiçbir şekilde Türk aksanına kaymıyordu, gözlerimden kalpler çıkarak dinledim kendisini ki hala her çarşamba sabahı 9-11 arası beni büyülemeye devam ediyor. Bu bölümden 25/30 aldım.
Yazmadan 29/30 aldım ve puanım nereden kırıldı biliyor musunuz? 3 tanecik kelimeyi İngilizceye kaymış bir şekilde yazdığımdan! Yazdığım parça bir sürü yanlışla doluydu ama hepsini göz ardı edip sırf 3 kelime için bir puanımı kırmış! Kesinlikle şikayet etmiyorum, ben olsam o parçaya 25 falan verirdim ama bir kez daha Fransızların milliyetçiliğini kanıtlamış olduk sanırım 🙂
Okuma fena değildi. “Tırnak işareti”nin Fransızcasını bilmediğimden ötürü kafadan 4 puanım silindi ama buna rağmen 15,5/20 aldım. Sistem yine aynıydı ancak bu sefer iki ayrı parça vardı. Okuma parçaları genelde zor olmuyor ancak her şeyi anlasanız bile sorular zor olabiliyor veya cevaplarınızdan emin olamıyorsunuz, bir şeyler eksik veya yanlış geliyor. En azından bana ve konuştuğum kadarıyla arkadaşlarıma böyle oluyor-muş. Yine de korkmanız gereken bir yer değil. Önemli olan şey önce sorulara göz gezdirip metni buna göre okumak, yani soruları metinden önce okursanız metinde ne aramanız gerektiğini bilirsiniz ve bu size büyük oranda avantaj ve kolaylık sağlar. Ayrıca işlediğiniz modüllerdeki kelimelere de hakim olmalısınız çünkü (doğal olarak) modüllerdeki temalardan biri üzerinden metin geliyor.
Dinleme sınavından 13/20 aldım, sınıfın en iyi notu 13,5/20 idi. İnanın bunu nasıl başardım bilmiyorum ama duyduğum her şeyi yazdım. Bu dinleme sınavlarının en sinir bozucu yanı parçanın arka planında sürekli bir gürültü olması. Yani Allah aşkına, ben Türkçe bir şeyi dinlerken bile gürültü olduğunda anlamakta zorlanıyorum, İngilizce bir parçayı dinlerken gürültü olduğunda kelimeler kaçıyor, Fransızcada nasıl anlamamı bekliyorsunuz? diye isyan edesi geliyor insanın, ki ediyoruz da ama değişen bir şey olmuyor. Aynı anda (bana göre) aşırı hızlı konuşulan bir parçayı dinleyip soruları cevaplamaya çalışmak dünyanın en stresli işi ve buna bir çözüm bulabilmiş değilim henüz ama dinlediğimi anlama kabiliyetim geliştikçe soruların cevaplarını da aklımda tutabilme yeteneğim orantılı olarak gelişiyor ve böylece parça bittiğinde bilgileri yerlerine yerleştirebiliyorum.
2. Partiel’den toplam 83/100 aldım ki bu hayalini bile kuramayacağım bir nottu ama başardım! 🙂

Modül Sınavları
Her modülün sonunda o modülle ilgili dinleme, yazma ve okuma parçalarından oluşan, genelde çok da zor olmayan sınavlar. Biz hepsini aynı günde olmuyorduk, ayrı günlerde dersin bir bölümünde olup bitiyordu ve sınavlar kontrol edildikten sonra hocalarla birlikte gereken yerlerin üstünde duruyorduk. Burada da korkmanız ve telaş yapmanız gereken bir şey yok aslında çünkü derslere katılmasanız bile iyice dinlerseniz, size verilen ödevleri hakkıyla yaparsanız bu sınavlardan iyi notlar alırsınız. Ben çoğu zaman “şimdi neye çalışacağım ki” moduna giriyordum ama siz bunu yapmayın, en azından gidip kelime ezberleyin 🙂

Conjugaison Sınavları:
Conjugaison, Türkçede fiil çekimi anlamına geliyor. Fransızcada bir fiilin çekiminin zamana, cinse ve kişi sayısına göre değişebildiğini göz önünde bulundurursak bu sınavların gerekliliği ve önemi hakkında bir fikir sahibi olabiliriz sanırsam. Benim bu bitmek tükenmek bilmeyen fiil çekimleyememe derdimi bir nebze olsun azaltmamda en büyük yere sahip şey bu sınavlar.
Unutmadan hemen söyleyeyim, her sınıf bu sınavları olmuyor. Hatta bu sene bu sınavı olan tek sınıf biz olabiliriz. Buraya geldiğinizde siz de aynı formatla karşılaşacaksınız diye bir şey yok çünkü her hocanın ders içi etkinlik anlayışı farklı oluyor.
Bu sınavlarda değişik bir olay yok. Çeşitli soru şekillerinde bize verilen fiilleri çekimliyoruz. 9 kişi zamirine (je, tu, il/elle/on -bunlarda fiil çekimi farklılaşmıyor, örnek vermek gerekirse “parler” yani “konuşmak” fiili şimdiki zaman/geniş zamanda “il parle, elle parle, on parle” olarak kalıyor-, nous, vous, ils/elles -burada da aynı mantık var- ), masculin veya feminin oluşuna ve zamana göre çekimliyoruz bu fiilleri. Dil öğrenme süreci bitmiyor lakin conjugaison gerçeği bu süreçten daha uzun bir sonsuzluğa sahip.
Bu sınavlar dönem notumuzu etkiliyor, benimkiler bir ara vasattı lakin aklım başıma gelince çalışmaya başladım. Hala en büyük problemlerimden biri bu; lakin çalıştıkça oturuyor. Her gün kelime ezberlemek gibi aslında, bir şeyi düzenli aralıklarla tekrar edersen ne kadar zor olursa olsun öğrenirsin mantığı.

Sunumlar
8 projenin 8 sunumu. Ayrıca sevdiğimiz, bizde anısı olan eşyalarımızı anlattığımız bir sunum da yaptık ve ben 6-7/10 beklerken 10/10 aldım. Projelerdeyse 90-95/100 beklerken 80-85/100 aldığım da çok oldu. Yani bu sunumlarda alacağınız puan pek belli olmuyor. Zaten puan için yaparsanız da hiçbir şey öğrenemezsiniz. Buradaki amaç sizin toplum önünde konuşabilmenizi, akademik düzeydeki konuları anlatabilmenizi sağlamak çünkü lisansa geçtiğinizde bol bol yapacaksınız.
İlk dönemin projelerini anlattım zaten, çoğunlukla gruplar halinde, bir sefer tek başınıza çıkıp projede üstünüze düşen görevleri anlatıyorsunuz. Zaman kısıtlaması pek olmuyor, ki zaten siz de çıkıp saatlerce konuşacak bir seviyede olmuyorsunuz. Çok uzarsa hocalarınız kısa kestirebiliyor, vesaire…
Bu konuda size verebileceğim ama uymayacağınızdan %100 emin olduğum tavsiye, yanınıza aldığınız kağıda her cümleyi, her kelimeyi aksanına kadar yazmayın, olurdu. Sunum esnasında bahsedeceğiniz şeyleri bir kağıda tamamen yazın, ona çalışın, eyvallah ama yanınıza aldığınız kağıtta sadece konu başlıkları ve unutabileceğinizi düşündüğünüz kelimeler olsun. Öteki türlü takıldığınızda kaldığınız yeri bulmanız çok zor olabilir; kendi kendinize cümle kurma yetiniz gelişemez çünkü önünüzdeki kağıtta yazılı olan şeyleri sesli ifade ediyorsunuz, yeni bir cümle yaratmıyorsunuz; öz güveninizin gelişmesi daha uzun bir süre alır, gibi gibi…
Son olarak elinizden geldiğince rahat olmaya, rahat olamıyorsanız da rahat gözükmeye çalışın. Karşınızda size bakan 25 gözün muhtemelen sadece 5’i sizi gerçekten görüyor. Sunumu yapmış olanlar “işim bitti nasılsa” deyip dinliyormuş gibi yapıyorlar, diğerleri de kendi sunumlarını düşünüyor. Hocalarınızsa sizi dikkatle dinleyip her kelimenizi, her hatanızı not alıyorlar ama bu moralinizi bozmasın çünkü sunumunuzu hakkıyla yaparsanız hocalarınızdan gelecek soruları da o derecede azaltmış olursunuz. Verdikleri notlarsa sizin performansınıza göre değişir lakin hiçbir zaman hak edilenin altında not verdiklerini görmedim. İlk başta sinirlenip “daha yükseğini hak ediyordum” dediğim çok zaman oldu lakin şimdi geriye dönüp baktığımda haklı olduklarını görebiliyorum.

Ödevler
Hazırlık sınıfı boyunca ödev yapmadan geçirdiğiniz bir hafta bile olmayacak, bana güvenebilirsiniz. Bazen öyle bir raddeye gelecek ki hem yapmanız gereken ödevler, hem projeler, hem de sınavlar üst üste birikecek ve boyunuzu en az bir metre aşan bir hale bürünecekler.
Belki biraz abartıyor olabilirim ama haftada 20 küsür saat Fransızca gördükten sonra insanda ayrıca bir de ödev yapma enerjisi kalmıyor açıkçası, ama yapıyorsunuz. Öyle ya da böyle yapıyorsunuz çünkü yapmak zorundasınız, ÇÜNKÜ:
1-Hocalarınızın sizin sınıf içindeki durumunuza göre verdiği “contrôle continu” notunu etkiliyor,
2-Yaptığınız tüm ödevlerin size mutlaka bir katkısı oluyor. En saçma ödev bile size en azından bir kelimeyi, bir edatı, bir dil bilgisi kuralını nasıl kullanacağınızı öğretiyor.
Biz çoğu ödevi padlet üzerinden yapıyorduk. Profesörümüz kontrol edip yanlışlarımızı işaretleyerek (düzelterek değil, sadece “şurada aksan hatası var, burada zaman hatası var vb. gibisinden işaretleyerek) bize mail atıyor. Onun dışında deftere yaptığımız ve sonrasında sınıfta üzerinde konuştuğumuz ödevlerin olmasının yanında cep sinemasında izlediğimiz bir filmle ilgili veya okuduğumuz kitapla ilgili bir kağıdı da doldurduğumuz ödevler oluyordu.
Ben ilk başta ödevleri yaparken lanetler okuyordum çünkü zorlanıyordum açıkçası, ama düzenli çalışmaya ve düzenli yaşamaya başladıktan sonra okuduğum lanetler azaldı ve şimdi çoğunlukla isteyerek yapıyorum bu ödevleri. Arada bir “bu ne şimdi” dediğim oluyor lakin dediğim gibi hatırı sayılır ölçüde azaldılar.

CAA:
Açılımı “Centre d’Auto Apprentissage Linguistique”, yani Türkçeye çevrilmiş haliyle “Kendi Kendine Öğrenme Merkezi”. Hazırlık sınıflarının ders programında haftada toplam 4 ders saati (50 dakikadan hesapladığımızda), blok olarak hesaplarsak 2 blok dersi süresince (toplam 200 dakika) bulunmamız zorunlu olan yer. Burada adı üstünde kendi kendimize Fransızca öğreniyoruz. Eksik olduğumuz yerleri belirleyip okulun facebookumsu sitesinden ulaşabildiğimiz çeşitli etkinliklerle bu eksiklikleri gideriyoruz. CAA’daki hocalarla veya CAA görevlileriyle konuşma pratiği yapabiliyor, Fransızca film izleyebiliyor, kitap veya dergi okuyabiliyor veya bilgisayarları kullanıp istediğimiz her şeyi yapabiliyoruz, tabii bu yaptığımız her şeyin Fransızca olması şartıyla. 🙂
Hocalara veya görevlilere danışıp onlardan tavsiye alabiliyoruz ama ben bunu yapmamayı tercih ediyorum, nedeni hakkında en ufak bir fikrim yok, sadece HALA başkalarıyla Fransızca iletişim kurmaktan çekiniyorum lakin son zamanlarda, özellikle Partiel 2’nün konuşma sınavından sonra bunun üzerine giderek geliştirmeye, kendimi aşmaya başladım. Gerçi hala konuşma pratiği yapmıyorum ama o raddeye gelmeme daha var sanırım, belki mezun olurken falan…
Burada yaptığımız şeylerden not almıyoruz bu arada, belirtmeden geçmeyeyim.
Daha detaylı bilgiye de bu linkten ulaşabilirsiniz: CAA’nın tanıtımı

Ayrıca okulla ilgili başka bilgilere ekşi sözlük üzerinden ulaşabilirsiniz. Bana çok faydası dokunmuştu.

İlk Yorum Sizden Gelsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir