"Enter"a basıp içeriğe geçin

Galatasaray Üniversitesinde Hayat|| Hazırlıkta 2. Dönem, Modüller, Projeler, Sınavlar, BÖLÜM DERSİ…

5. Modül: autour du texte littéraire
En sevdiğim modül kesinlikle buydu. Bol bol edebiyattan, yazarlardan, şairlerden, şiirlerden bahsettik. Sürekli okuduk. SÜREKLİ. Zaten sömestrda bize verilen bir kitap okuma ödevi vardı ve ben okulun başlamasına üç gün kala L’Etranger’yi, yani Yabancı’yı okumaya başladım ve sonunu bitiremedim. Ama bana çok fazla şey katmıştı.
Her neyse, bu modül hakkında söyleyebileceğim fazla bir şey yok çünkü hep okuduk. Tüm edebi türlerden okuduk. Okuduk, okuduk, okuduk.

5. Proje
Yine en sevdiğim ve kendimle en gurur duyduğum projelerden birisiydi. Kendi hikayemizi yazdık. Ana fikri, konusu, yazış şeklimiz vs. her şeyiyle bize aitti.
Hikayenin karakterlerini, konusunu, altında yatan anafikri hem hocalara hem de sınıftakilere anlattığımız bir gün geçirmiştik, böylece hem öğrenciler hikayemizi öğreniyordu hem de hocamız not alıyordu. Sonrasında ise 5 bölüm halinde (giriş, gelişme ve sonucun ayrıntılı hali gibi diyebiliriz) yazarak hocamıza attık ve o da çeşitli düzeltmeler ve yorumlarla birlikte bize geri gönderdi. Benim hikayem toplumsal normların genç bir erkeği nasıl etkilediğiyle ilgiliydi ancak sanıyorum ki tam istediğim gibi anlatamadım. Birincisi, hikaye olması gerekenden çok çok fazla uzamaya başlamıştı; ikincisi, fransızcam yetmedi. Ama hikayeyi bastırıp elime aldığım an dünyanın en mutlu insanlarından birisiydim. Bu gururu bir de 11. sınıfta İngilizce proje ödevi için tek başıma İngilizce dergi hazırladığımda yaşamıştım, ikisi de arka arkaya kitaplığımda duruyorlar. :’)

6. Modül: s’initier à faire des recherches
Burada bol bol dünyadaki sorunlar hakkında okuduk, konuştuk, tartıştık. Makaleler okuyup bunlar hakkındaki fişleri doldurduk; makalelerin ana fikirlerini, konularını, yardımcı fikirlerini, anahtar kelimelerini bulmayı, “lexique thématique” oluşturmayı öğrendik. İlk dönem gibi fazla miktarda yeni gramer öğrenmek yerine önceden öğrendiklerimizi kullanmaya ağırlık verdik. Fransızcayı öğrenirken aynı zamanda da dünya hakkında da bilgi sahibi olduk. Bol bol çevre hakkında konuştuk, bunun yanı sıra internetten, zararlı alışkanlıklardan, dünyadaki çeşitli önemli bilinçlendirme kurumlarından bahsettik, bunlar hakkında etkinlikler yaptık. Manifesto yazmayı öğrendik.

6. Proje & 3. Partiel
Ömrümü sömüren bir projeydi. Her hücremle, tüm benliğimle nefret ettim ve tüm hevesimi alıp götürdü. Partiel 3’ya da bu ruh haliyle çalışınca (daha doğrusu, çalış(a)mayınca) biraz kötü geçti ama şaşırtıcı bir şekilde tahminimden yüksek alarak toparladım.
Proje genel hatlarıyla sosyal sorunlarla ilgili bilinçlendirme kampanyaları üzerineydi. Okuldaki öğrencilerle ilgi alakası olacak şekilde bu tip “hassas” konulardan birini seçip bu konu üzerine çalışan kuruluşlar hakkında bilgi topladık, onlarla röportaj yaptık. Sunum sırasında da sınıftaki öğrencileri en iyi kampanyanın bizimki olduğu üzerine ikna etmeye çalıştık ve birinci seçilenler (normalde deniz tarafında olması gerekirken o günkü hava koşullarından dolayı) Yiğit Okur’un içinde bir sergi düzenlediler.
Şu yazıyı yazdığım sırada (7 Ağustos 2018) sınavla ilgili hiçbir şey hatırlamadığımı fark ettim. Kağıtların fotoğrafını çekmiştim, onlara bakarak yazıyorum zaten ama şunu söyleyebilirim ki, tüm sınavlar o an için çok zor gelmişti, buna 3.sü de dahil. Ben bu sınavda ayrıca sorumsuz davranarak birkaç farklı problem yaşadım ama bunları buradan duyurmaya niyetli değilim.
Eğer ortalama kasıp dönem sonunda birinci olmak gibi hedefleriniz yoksa, bu sınavlara çalışmanız için size verilen 1 haftanın her gününün her saatini ders çalışarak geçirmek zorunda değilsiniz. Eksiklerinizi belirleyip onlara odaklanarak DÜZENLİ çalışırsanız halletmemeniz için hiçbir sorun yok ortada! He bir de, her sınav öncesi ve sonrasında “sınıfta kalıyorum!!!” diye serzenişlerde bulunacaksınız, doğaldır, aldığınız 70’ler bir anda aklınızdan silinecek ve siz finalden 30 alıp kalacağınızı düşüneceksiniz but guess what?! Geçiyorsunuz arkadaşlar, fazla devamsızlık yapmayıp dersi derste dinlerseniz geçiyorsunuz, bu kadar basit aslında (ve Ece’nin bu sözüne kanıp gsü’ye gelen tüm öğrenciler final sınavı sonrası Ece’yi karambole alır…).
Üçüncü sınavı kontrol eden hocamıza acayip ayar olmuştum, öyle böyle değil, gerçekten yakasından tutup “….. koçum sen napıyorsun?” diyerek sarsasım gelmişti ancak kendisi her ne kadar yaşça benden çok büyük olmasa da arada koca bir statü farkı olduğundan ötürü kendi kendime söylenmekle yetindim. Demem o ki, böyle şeylerle de karşılaşacaksınız. Belki ben itiraz etmemekle hata ettim ama kendi hocalarıma bu sorunumu ilettiğimde (eğer ortada yapılacak bir şey olsaydı kesinlikle yaparlardı, dünyanın en iyi kalpli iki insanıydı ikisi de) “sınavı ben kontrol etseydim daha yüksek verirdim” gibisinden şeyler söylemişlerdi.
Okuma: 12,5/20. Bize verilen parça hakkındaki genel anlam sorularını cevapladık; metinde geçen cümleleri kendi sözcüklerimizle anlam kaybı yaratmamaya çalışarak açıkladık (ama bunun için o cümlede söylenen şeyi tam olarak anlamanız gerekiyor, lmao:D); parçayla ilgili çoktan seçmeli soruları cevapladık; bize verilen cümleleri metinde geçen karşılığıyla doğruladık/yanlışladık; bir de kelime eşleştirmesi vardı.
Yazma: 23/30. Bu seferki yazma konusunu nasıl açıklayabileceğim hakkında en ufak bir fikrim yok çünkü biraz karışıktı. Zaten burayı kazanırsanız platformdan tüm geçmiş sınavlara ulaşabileceksiniz, oradan bakarsınız.
Dinleme: 14,25/20
Konuşma: 26,5/30. Format 2. sınavla aynıydı. Bu sefer bir bilinçlendirme kampanyasının oluşturduğu bir afişi betimledik, sonra sohbet havasında hocaların bize sorduğu soruları cevapladık.

7. Modül: la presse
Tüm modül boyunca “basın” temasını işledik. Bir haberin doğruluğunu nasıl teyit edebileceğimizi öğrendik; çeşitli Fransız gazetelerinin içeriklerine göz attık, böylece gazete türlerine ve gazetenin nasıl oluşturulduğunu öğrendik (bir blok boyunca bunu yapınca insanın gazete kelimesini duymaya bile tahammülü kalmıyor); gazete rubriklerinden uzuuunnnca bahsettik; bol bol haber okuduk; “fake news” adlı bir parça işledik ve yalan haberlerle ilgili daha başka bir sürü şeye baktık; Türkiye’de ifade özgürlüğü üzerine tartıştık. Çok sıkıcı değildi ama 5. modül kadar da eğlenceli değildi bence.

7. Proje
Grupça çalışıp bir webzine hazırladık (bu grup olarak yaptığımız son projeydi). Bizimkinin adı Themis idi; Yunan mitolojisinde Uranüs ve Gaia’nın kızı olarak bilinen adalet ve düzen tanrıçası. Oluşturduğumuz webzine’in editörü (veya rédactrice en chef’i) bendim. Alt tarafı bir hazırlık projesi olduğu için tam bir editör edasında ortalıkta terör estirmedim, çünkü ne gerek var ki? Her neyse, herkes birisi okulla birisi de kendi seçtiğimiz bir konuyla alakalı olmak üzere iki makale yazdı ve gruptaki diğer kişilerin yazdığı iki tane makaleyi okuyarak kontrol etti. Ben de en son tüm yazıları okuyup gözüme çarpan şeyleri düzelttim ammavelakin google documents’ın azizliğine uğradık ve kaydettiğimiz belgeler aslında kaydedilmemişti ve maalesef ki yazılar yanlışlarla dolu bir şekilde webzine’e koyuldu. Bence oluşturduğumuz webzine gerçekten çok hoştu, ben çok beğendim. Eğer Fransızca biliyorsanız ve benim yazdığım yazıları okumak isterseniz profilimdeki “Sleepers*” ou “Jadis 4 jeunes hommes, maintenant 4 vengeurs adultes” ve “QU’EST-CE QU’UN LINGUISTE ? EST-CE QU’ILS SONT DES CAISSIERS ? : UN MYTHE URBAIN” yazılarına göz atabilirsiniz.

8. Modül: préparer et présenter un exposé / animer une discussion & 8. Proje
İşte geldik zurnanın zırt dediği yere. Bu modülde ve projede her şeyden o kadar sıkıldım ve bunaldım ki size anlatamam. Ders olarak çok bir şey işlememekle birlikte proje tüm yaşam enerjimi sömürdü. Sizden bir problematik bulmanızı ve bununla ilgili örnekler vererek problematiğinizi açıklamanızı bekliyorlar. Sonra kendi düşüncenizi söylüyorsunuz ve grubunuz size sorular soruyor, siz onlara sorular soruyorsunuz, kısaca bir tartışma ortamı oluşuyor ve siz bunu yönlendiriyorsunuz.
Bu kadar kısa anlattığıma bakmayın, zorluğunu ve can sıkıcılığını nasıl betimlemem gerektiğini bilemiyorum sadece. Problematik bulup bunu hocanıza kabul ettirmenizden tutun da, problematiğinizle ilgili öne sürdüğünüz argümanları doğru örneklerle açıklamanıza ve sunumda izleyeceğiniz sıraya kadar HER ŞEYİNİZE müdahale ediliyor. Tam diyorsunuz ki, işte bitti, her şey hazır, hocanız diyor ki “Ece şurayı anlamadım bana açıklar mısın? Burayı böyle böyle yapsan daha iyi olmaz mı? Bu argümanın için bulduğun örnekler yetersiz.” vesaire vesaire. En sonunda yaptığınız sunum, tartışma da dahil olmak üzere yaklaşık yarım saat sürüyor. Yarım saat boyunca tahtada tek başınıza konuşuyorsunuz, konuşuyorsunuz, konuşuyorsunuz. Ben hala nasıl üstesinden geldiğimi ve yanlış hatırlamıyorsam 92 alabildiğimi bilmiyorum ama bittiğinde dünyanın en mutlu insanı olmuştum. Hatta benim problematiğim, hem yazma sınavına hem de konuşma sınavına koymuşlardı. Bizim sunumlarımıza dayanarak mı hazırladılar bilmiyorum ancak siz siz olun arkadaşlarınızın sunumlarını can kulağıyla dinleyin.

Final sınavı
Öyle bir sınavdı ki, çıktığınızda iyi mi yoksa kötü mü geçtiği hakkında en ufak bir fikriniz olmuyordu. Açıklanana kadar beklemek zorundaydık ki bu da insanı çileden çıkartan bir süreç çünkü sınav bitip sınıftan çıktığım ilk anda “kaldım” derken zaman geçtikçe “belki o kadar da kötü geçmemiştir”e döndü düşüncelerim, bir süre sonra da “tamam abi, kesin geçtim ben” demeye başladım ve sonuç: geçtim.
Final sınavına çalışırken istediğiniz kadar sabahlayın, size kayda değer bir ilerleme kaydettirmez çünkü şöyle bir olay var: bu sınav sizin tüm sene yaptıklarınızın karşılığı. Yani eğer sen bir senede bu dili öğrenemediysen sana verilen 1 haftalık (bizde bayrama denk geldiği için 3 gündü) sürede asla öğrenemezsin.
Ben toplamda 76 olmak üzere dinlemeden 11,5/20; okumadan 11,5/20; konuşmadan 29/30; yazmadan da 24/30 aldım. Konuşma jürilerim çok cana yakınlardı, beni çok zorlamadılar ama tam sınıftan çıkmak üzereyken jürilerden birinin bölümümü sorması beni korkuttu. Bölümüme göre mi değerlendirecek acaba, diye düşündüm bir süre ama görünüşe göre iyi konuşmuşum ki 29 vermişler 🙂
Seneyi de 78 ortalamayla kapattım. Mükemmel değil ama sene içinde okuldan ayrı olarak uğraştığım şeyleri göz önünde bulundurursak bence iyi bir sonuç, en azından ben memnunum.

Bölüm Dersi&Sınavları
İlk sınav: 93/100, final sınavı: 91/100.
Ben bölümüme aşık bir insan olduğumdan dolayı ikinci dönem gördüğümüz bölüm derslerinden sadece birini kaçırdım, o da iki metronun üst üste dopdolu ve rötarlı gelmesinden dolayı… Çarşamba günleri 9-11 arası benim en mutlu olduğum anlardı. Bazen durup “ben bu bölümde istediğim başarıyı yakalayabilecek miyim?” diye durup kendimi sorguladım ama şimdi biliyorum ki bulunduğum yer, bir bölümde olmasını istediğim her şeyi içinde barındırıyor (çeviri dersleri hariç…) ve başarılı olmamam için hiçbir nedenim yok.
Gülseren hocamız dünyalar tatlısı birisi olduğundan dolayı dersler hem çok zevkli, hem çok eğlenceli, hem de çok bilgi dolu geçti. Edebiyatın temellerini öğrendik ve ufak metin analizleri yaptık, söz sanatlarını öğrendik ve bize verilen şiirlerde bu söz sanatlarını bulduk, Baudelaire’in “L’Invitation au Voyage” şiirini, Maupassant’ın “La Parure”ünü, Camus’nün “L’Etranger”sini inceledik.
Okulun açılmasını dört gözle bekliyorum…

Conjugaison Sınavları
Bu dönemin başında birkaç kez olduk, sonra bir anda olmamaya başladık. İlk başta inanasım gelmemişti ama büyük ihtimalle sene sonuna yaklaştıkça conjugaison sınavlarından daha büyük şeylerle başa çıkmamız gerektiğini anlayıp bize acıdılar. Önceki dönemden bir farkları yoktu, klasik conj. sınavları işte, öğrendiğimiz zamanlarda fiil çekimliyoruz, vs vs. Bir önceki “Galatasaray Üniversitesinde Hayat|| Hazırlıkta 1. Dönem, Modüller, Projeler, Sınavlar…” yazımdan daha ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.

İlk Yorum Sizden Gelsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir