"Enter"a basıp içeriğe geçin

kendime teşekkürler|2017

365 gün.
2017 senesi. 365 günden oluşan normal bir sene.
Öyle mi? Bence pek de öyle değil.
Hayatımın en normal olmayan senelerinden birisiydi. Ki geriye dönüp baktığımda bu dünyada geçirdiğim 18 seneden biri bile normalmiş gibi gözükmüyor. Ama bu 365 günde sayamayacağım kadar çok şey değişti.
Kendime teşekkürler. Bu kadar değişikliğe rağmen akıl sağlığını -kısmen de olsa- koruduğun ve her şeyin üstesinden bir kez daha gelebildiğin için.
Kendime teşekkürler. Hayalini kurduğun okul için çalışırken gece ve gündüz kavramlarını lügatından sildiğin, 4 saatlik uykularla önce okula sonra dershaneye gidip bıksan da usansan da o masaya oturduğun ve o kalemi eline aldığın için. Teşekkürler.
Nefret ettiğin insanlarla dolu sınıfta hayattan nefret ettiğin yüzlerce saat geçirmene rağmen yüzündeki o gülüşü ve ağzından çıkan o şen kahkahaları bir kez olsun eksik etmediğin için, teşekkürler. Nefret ettiğin o insanlar senin gülüşünle dalga geçtiğinde bile inatla, bu sefer daha yüksek sesle kahkaha attığın için daha çok teşekkürler.
Arkasında durduğun şeyleri savunurken bir fikrin olmadığı zaman sustuğun, gidip araştırdığın ve insanların karşısına daha donanımlı bir şekilde çıktığın için, teşekkürler.
Değişime açık olduğun, fikirlerin, kararların, düşüncelerin, insanların değişebildiğini kabullendiğin ve bu değişime karşı koymadığın için de teşekkürler.
Sen göğüs gerdikçe seni yıkmak için oluşturduğu rüzgarlarını daha hızlı ve daha sert bir şekilde üstüne yollayan hayata karşı arada eğilsen de şu anda dimdik durabildiğin, ve o gülüşünü yüzünden hala eksik etmediğin için üç yüz altmış beş kez teşekkürler.
Yapamayacağını düşündüğün zaman, gecenin ikisinde elinde kalem, önünde sayfalarca not, kendine olan hırsından ve sinirinden ağlarken -ki bunu çok kez yaptın- dibe vurduğunu fark ettiğin, defalarca kez düşmekten yara olmuş dizlerinin acısını hissetmemeye çalışırken bu sefer de defalarca kez kırılmış kalbinin acısını hissettiğin, en sonunda da kendi elinden kendin tutup kaldırdığın ve kendi kalbini bilmem kaçıncı kez kendin tamir ettiğin için teşekkürler. Sen olmasan şu an burada olamazdım.
Teşekkürler. Beklediğin YGS sonucu gelmediğinde, en son bir yanlışa kadar düşürdüğün Türkçe sorularından, cevaplarını son anda değiştirdin diye altı yanlış çıkardığında kendini suçladığın, sonra yine kendi kendine kızıp kendini toparladığın için. Süreyi yetiştiremediğinden dolayı dönüp bakamadığın matematik sorularını orada bırakamayıp yine kendini suçladığın, sonra yine kendini toparladığın için. Sen bu sene Türkiye’nin coğrafi şekilleri veya mutlak değerden daha önemli şeyler öğrendin. Kendi kendine yetebilmeyi öğrendin. Seni şu anda bulunduğun yere getiren de buydu zaten. Teşekkürler.
Teşekkürler. LYS sınavı esnasında, özellikle o son beş dakikada her şeyin bittiğini -olumsuz olarak- düşünüyor olduğun halde yine de sonuna kadar çabaladığın, ve elinden gelenin en iyisi olmasa da elinden gelenin en iyi 3. netini çıkardığın için. 2017 LYS İngilizce’de 6 yanlışla 72.50 net yaptığın için.
LYS’den sonra en az 15 yanlış yaptığını düşünürken sonuçlar açıklandığında hem 6 yanlış yaptığını görüp kendine güvenini biraz da olsa kazandığın, ama sıralamanın 2189 olduğunu gördüğünde tekrardan her şeyin bittiğini düşünüp etrafına güler yüzle “Mezuna kaldım ahahah” derken içten içe saatlerce ağlamak istediğin için teşekkürler.
Hayatının bir anda bambaşka bir yöne doğru yol aldığı o sıcak yaz günlerinde biraz asabi bir insan olsan da o gülüşünü bir kez daha yüzünde koruduğun için teşekkürler.
Bir kez daha düştüğün, bir kez daha kalktığın ve tam her şey yolunda gidiyor dedikten bir saniye sonra daha fena düştüğün, 8 Ağustos gününe kadar kalkamadığın için, teşekkürler.
Okul tercihlerine karışan insanlar yüzünden tercih listeni İngilizce Öğretmenliği ile doldurduktan 3 gün sonra delirip tüm bölümleri sildiğin, mezuna kalmanı kesinleştiren o kritik, asla ve asla gelmeyecek üç bölümü yazdığın için sana ne kadar teşekkür etsem az. İyi ki burnunun dikine gittin.
8 Ağustos günü, oturup film izlerken yediğin elmadan kurt çıkınca mide bulantısından akşam yemeği yiyemediğin gün, birkaç saat sonra sonuçlar açıklandığında hiçbir yeri kazanamadığını bildiğin için yarım saat boyunca insanları tebrik ve teselli ettikten sonra ailenin ısrarlarına dayanamayıp sonucuna baktığın, ve hayatında İLK KEZ mutluluktan ağladığın için, teşekkürler.
Bir kez daha ailenin çalışkan, zeki, akıllı, okuyan kızı olduğun için sana teşekkürler. Ama ailene değil. SANA teşekkürler. Sen “ailenin çalışkan, zeki, akıllı, okuyan kızı” değilsin. Sen; çalışkan, zeki, akıllı, okuyan bir kızsın.
İnsanlarla iletişim kuramama sorununu büyük ölçüde yendiğin, hala sık sık zorlansan ve anksiyete denen o şey yüzünden sürekli, SÜREKLİ bir şeyleri düşünsen de, seni tebrik ediyor ve sana teşekkür ediyorum. Birinci seçilmeniz durumunda onlarca insanın izleyeceği bir video için fikir verip o videoda oynadığın için. Geçen sene, hatta bu sene okulun başında sana bunu söyleseler dönüp bir tarafınla gülerdin çünkü.
Aylardır bitmek tükenmek bilmeyen bir yol sorunun olmasına rağmen son birkaç haftaya kadar akıl sağlığını koruduğun için teşekkürler. Son zamanlarda yaşadığın duygusal dalgalanma için de teşekkürler. Bu halinle mükemmelsin.
Konuşamadığını düşündüğün için sınıfta sanattan bahsedilirken senin de sanatın tam ortasında bulunduğun hakkında tek kelime etmediğini fark edip bunu senin yerine yapan arkadaşlarına çok çok teşekkürler. Ama asıl, yazı yazıp editörlük yaptığın ve fotoğraf çektiğin tüm sınıf tarafından öğrenildikten sonra asgari düzeyde yardım alarak hocana genel olarak neler yaptığını anlatabildiğin, ve en sonunda sana söylenilen “Kendinle gurur duymalısın.” sözü ve yaklaşık 25 kişinin seni alkışlamasından sonra kendini dağları bile delecek kadar güçlü hissettiğin için teşekkürler. Bu okulun başında yaşansaydı büyük ihtimalle yerin dibine geçer, o arkadaşlarına dünyanın en büyük kinini besler ve yaptığın her şeyden elini ayağını çekerdin.
Kalbinin sene başında birisi tarafından defalarca kez kırılmasına ve senin kendine “Bir daha böyle bir şeyin yaşanmasına izin vermeyeceğim.” deyip, aynı şeyleri yaşamanın tam kıyısından dönebildiğin için ne kadar teşekkür etsem az. Hayatta en nefret ettiğin şeylerden birinin gerçekleşmesine engel oldun. Bu kez, mantığın yerine duyguların seni yönlendirmedi. Tebrikler, ve teşekkürler.
Hayatını düzene sokma yolunda ortaya koyduğun çaba, yine defalarca düşmen ve yine defalarca ayağa kalkman, pes etmeden yine ve yine ve yine, ve yine hedeflerini gerçekleştirmek için emeklesen bile ilerlemeye devam etmen, hepsi için teşekkürler.
Hayatını mahveden insanların -ki bunlar “en yakınındaki” insanlar olsa bile- bunu fark etmesini sağladığın, ve kalbini taşa dönüştürdüğün için teşekkürler.
Taşa dönüştürdüğün bu kalbi gerektiğinde eski haline getirebildiğin için daha da teşekkürler. Umarım seneye de bu konuda teşekkür edebilirim sana.
Dış görünüşünü sonunda sevebildiğin, zayıflamak için değil de sağlıklı bir insan olmak için kilo verdiğin, kansızlık sorunu yaşadığın halde vejetaryen olduğun ve bir ilki başarıp bu kış sadece bir, veya bir buçuk kez hasta olduğun için teşekkürler.
Üniversiteye geçtiğinde sürekli dış görünüşüne dikkat edeceğini söyleyen insanlara aksini kanıtladığın ve okula pijama üstüyle bile gittiğin için teşekkürler. Gerçi insanlar 90’lardan çıkıp gelmişsin gibi hoş olduğunu söylediler, onlara da teşekkürler.
Teşekkürler, teşekkürler, teşekkürler.
Sana yapılmasından en nefret ettiğin şey yapıldığı halde, KENDİ hayatındaki önemli bir olayda sana BİR KEZ BİLE fikir sorulmadan HER ŞEY SENİN YERİNE halledildiği halde, sonucunda hiçbir şeyin değişmediği, büyük resme bakıldığında aslında bataklığa daha da batıldığı açık ve net bir şekilde görülebildiği halde, ve bunları yapan insanın, insanların, senin hayatında ne zamandan beri söz sahibi olduklarını hala anlayamadığın halde hala cinayetten hapse girmediğin için teşekkürler. Bu insanlara karşı tavrını net bir şekilde ortaya koyduğun, ve geri dönülmez bir yola girdiğin için teşekkürler. Bu insanlara artık bir kez bile gülmediğin için teşekkürler. Çünkü sen, karşındaki insan seni ne kadar üzse de, ona karşı içinde bir kırıntı kadar bile sevgi varsa ona gülümsersin. Ama artık gülümsemiyorsun. Bunu becerebildiğin, hayatta sana en yakın olan insanların hayatını daha fazla mahvetmelerine izin vermediğin için teşekkürler.
Normal bir insanda travma yaşatacak kadar çok şey yaşadığın bu senede hala hedeflerin için yürüyebilme gücüne sahip olduğun için teşekkürler.
Yürümeyi geç, sürüklenerek de olsa ilerlemeye bile gücünün kalmadığı zamanlarda durup dinlediğin, kendine zaman ayırdığın, kendini hayatta İLK KEZ tam anlamıyla sevebildiğin için teşekkürler.
İçinde fırtınalar koparken, hayatındaki en büyük değişimleri yaşarken, hayatında yukarıda bahsettiğim ve bahsemediğim daha onlarca şey olup biterken insanlara bunları en asgari düzeyde yansıtabildiğin için teşekkürler.
Sana yeniden yazılar yazdırabilen o insana da teşekkürler. Ama asıl, sana yazılar yazdırabilen o insana olan hislerin büyümeden önüne geçebildiğin, ve bu esnada ona karşı duygusal dalgalanmalarla dolu bir süre geçirsen de sonunda hiçbir şey çaktırmadığın için teşekkürler.
Bu yazıyı yazdığın gün, 23.12.2017 tarihli günde karşına çıkan o Instagram hikayesinde olduğu gibi, “Toprak gibi olmalısın! Ezildikçe sertleşmelisin! Seni ezenler sana muhtaç kalmalı! Hayatı sende bulmalı.” yazısındaki gibi olmayı kendine bir görev edindiğin için de teşekkürler.
Yaşadığın şeylerin seni yıkmasını değil de güçlendirmesini sağlayabildiğin için teşekkürler. Az önce bahsettiğim o rüzgar senin düşmanın değil, seni zorlayarak güçlendiren en yakın dostlarından biri. Ve o rüzgar da hayatta karşılaştığın tüm o zorluklardan ve sorunlardan oluşuyor.
İyi ki varsın. İyi ki “ben”imsin. Bu yılbaşı, tek başına geçirdiğin ilk yılbaşı olacak. Ama sen zaten yalnızlığının, insanlarla paylaşmaman gereken yegane şey olduğunun farkındasın. 31 Aralık 2017 günü bir kez daha büyüyeceksin. Şimdiden tebrikler.
“Kötü kader diye bir şey yoktur; 21. yüzyıl vardır ve bu yüzyıl, yavrucuğum; bir kelebeği bile intihar ettirebilir.” demiş Jose Saramago. Belki de o dememiştir, bilmiyorum. Yine de her kim dediyse teşekkürler.
Ama önce kendime teşekkürler. 21. yüzyılda yaşayan 7.6 milyar kelebekten biri olduğun halde bu sene de hayatta kaldığın için, gerçekten, en içten bir şekilde teşekkür ediyorum sana. Yeni yılın kutlu olsun.

İlk Yorum Sizden Gelsin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir