Liseye Başlayanlara Tavsiyeler-Tercihler, Kazandığınız Okul

Öncelikle şimdiden herkese hayırlı olsun! Umarım istediğiniz yerleri kazanmışsınızdır. Kazanamadıysanız da dert etmeyin, asla dünyanın sonu değil.
Yazıma kendi lise öncesi maceramı anlatarak başlamak istiyorum. Böylelikle biraz sonra okuyacaklarınızı daha iyi anlayabilirsiniz.
İlkokulda oldukça başarılı bir öğrenciydim. Öğretmenlerin 100 verip geçirdiği “başarılı öğrenci” grubuna değil, “kendi çalışmasıyla 100 alıp geçen” öğrenci grubuna dahildim çoğunlukla. Sıkıntı yaşadığım tek ders matematikti, ki 8. sınıfa kadar onda da iyiydim. Ailem sayısal seçeceğimi düşünüyordu ama ben 8. sınıfta İngilizce’ye ısınıp matematikten nefret edince ailemin düşüncesinin tam tersi oldu tabii.
Son senemin başlarında hedefim Kadıköy Anadolu Lisesi idi çünkü adı vardı. O zamanlar seçmek istediğim bölümü, ilerlemek istediğim alanı ve ne iş yapacağımı bilmiyordum. Aklımda sadece Kadıköy Anadolu Lisesi vardı çünkü dediğim gibi adı vardı ve hazırlık okumak da en büyük hayallerim arasındaydı. O sene bazı nedenlerden dolayı sınava çalışmadım (hayır, çalışamadım değil, çalışmadım). Sınavdan çıktıktan sonra “o kadar da kötü geçmedi” dedim ama kimi kandırıyordum ki? Sonuç pek de iç açıcı değildi. Benim dönemime göre çok kötü bir puan değildi çünkü birkaç senenin en zor sınavına girmiştik, ki dershanedeki öğretmenler denemelerden aldığımız puandan aşağı yukarı 20 puan fazla alacağımızı söylerken ben 30 puan daha az almıştım.
Tabii o zamanlar bu kadar Polyanna Ece değilim, hemen meslek liselerine, sağlık meslek liselerine, Kocaeli’deki düşük puanlı liselere bakmaya başladım. Düz liseden bozma Anadolu liselerine girmeyi reddediyordum ve normal Anadolu liselerine girebilme imkanım da %0 falandı. Yol açısından bir sıkıntım yoktu, nerede olursa oraya gidecektim zaten. Tek sorunum denizdi.
Tercih işini annem ele aldı. Girebilme ihtimalimin yüksek olduğu liseleri seçtim ve gerisini anneme bıraktım. Tercihleri yapmadan önceki gün annem şu an okuduğum okulu, Heybeliada Anadolu Lisesi’ni bir komşumuzdan öğrendi ve orayı da tercih listeme ekledi. Tercihi yaptıktan sonraki gün ikinci yabancı dilinin Çince olduğunu öğrendik ve benim sinir krizlerim başladı. İçimden bir ses orayı kazandığımı söylüyordu ki bu tahminimde yanılmadım. İlk 2 yılım her ne kadar cehennem gibi geçse de şu an çok mutluyum ve okulun bitmesini istemiyorum.
Şimdi size vereceğim tavsiyelere geçelim!
Öncelikle puanınız yüzünden ağlamayı sızlamayı kesin. İlk önce size, sonra ailenize ve arkadaşlarınıza zarar verirsiniz. Pozitif düşünün ki pozitif olsun.
Biliyorum, tercihleri yaptınız, ama okul başladıktan sonra değiştirebilirsiniz. Bunu yapan mil-yon-lar-ca insan var.
Tercihlerle ilgili diyebileceğim bir diğer şey ise öncelikle bu sene TEOG’a girecekleri, sonrasında ise üniversite sınavına girecekleri ilgilendiriyor.
Asla, ama asla istemediğiniz okulları yazmayın. Sırf puanı yüksek diye fen liselerini yazmayın mesela. Veya puanınız çok düşük diye sağlık meslek liselerini yazmayın. Her puanı düşük olan kişi meslek liselerini yazıyor diye hemşirelik gibi çok değerli bir meslek öğretmenlik mesleğine olduğu gibi ayaklar altına alınıyor.
Oturun, düşünün. Hangi dersleri seviyorum? Hangi derslerde daha başarılıyım? Hangi dersleri kötü olduğum halde severek dinliyor ve çalışıyorum? Bundan sonra verdiğiniz cevaplar doğrultusunda yapabileceğiniz mesleklere bakın. Hayır, şu mesleği yapmak istiyorum, diye kesin karar verin demiyorum. Sadece seçeneklerinizi gözden geçirin. Zaten büyük bir olasılıkla değişeceklerdir.
Puanınızla istediğiniz okul arasında 50-60 puan varsa zor-la-ma-yın. Büyük bir olasılıkla giremeyeceksiniz. Oldu da girdiniz diyelim. Oradaki insanlar muhtemelen sizden daha çok çalışıyorlar ve bunu kısmen de olsa bir alışkanlık haline getirmişler. Size yazık olur. Yapmayın.
Dil bölümü seçmeyi düşünüyorsanız tercih listenizdeki okulları arayıp veya bizzat gidip sorun. Her okulda açılan bir bölüm değil çünkü sayısal veya eşit ağırlık okuyan öğrenciler dil veya sözel okuyan öğrencilerden daha akıllı, daha değerli, daha zeki, daha mükemmeldir (!)
Eğer deniz fobiniz varsa, Adalar’daki okulları veya herhangi bir deniz taşıtını kullanmak zorunda kalacağınız bir okulu yazmayın derim. Çok, çok, çok zorlanırsınız. Asla alışamazsınız, korkunuzu yenemezsiniz demiyorum. Ama sizi çok etkileyen bir korkuysa yazmayın. 3 senelik tecrübelerime dayanarak şunu diyebilirim ki, denizin ruh hali pek de belli olmuyor.
Bunun dışında okulunuzun yeri size dert olmasın. Alışıyorsunuz. Evinize uzak bir yerde okula gitmenin size yarar mı zarar mı sağlayacağını yine siz belirleyeceksiniz. O 40 dakikalık, 1 saatlik yolu boş boş geçirirsen hiçbir şeye vaktin kalmaz doğal olarak. Çünkü lisede, özellikle 9. ve 10. sınıfta sınav haftalarında işlerinizden arttırdığınız her dakikanın size faydası olacak. Ben 10. sınıfın ilk dönemindeki sınav haftamda 2 gün uykusuz (1 saat bile uyumadım, gerçekten uykusuz) okula gittiğimi, diğer günler ise 3-4 saatlik uykuyla sınavlara girdiğimi hatırlıyorum. Çünkü asi bir ergen olup ödevleri son günlere bırakmıştım ve yetiştirmek için akla karayı seçmiştim. Hoş sonradan tarihler ertelendi ve ben hocaların haberi olmadan onlara küstüm ama konumuz bu değil.
Oh, liseye girdim, şimdi yan gelip yatarım, YOK. Dost acı söyler arkadaşım. He, sen yan gelip yatarsın tabii. Kimse de sana bir şey diyemez. Üniversite sınavına gireceğin zaman da eteklerin tutuşur. YGS’ye (9 ve 10 konuları) çalışmaktan LYS’ye (11 ve 12 konuları) vakit ayıramazsın ki insanlık için küçük ama sizin için büyük bir not: YGS’nin %35’i, LYS’nin %65’i baz alınıyor puanınız hesaplanırken. Bak, gördün mü, sen sınav haftaları da dahil tüm sene boyunca sezon sezon dizi bitirip düzinelerce film izledin ama rakiplerin şu an konu çalışmak yerine test çözüyorlar.
Bunlara başka bir yazımda ayrıntılı bir şekilde değineceğim ama demem o ki lise öyle beklediğiniz gibi bir yer çıkmayacak. Bunu hem iyi hem de kötü anlamda düşünebilirsiniz.
İşin sonunda liseye başladığınızdaki siz ile mezun olduğunuzdaki sizin arasındaki farkı yine ancak siz yaratabilirsiniz. Öğretmenleriniz bu farkta büyük bir yer kaplar tabii ama onların da yapabilecekleri bir yere kadar. Sonuçta siz, sizsiniz. Bu sizin yaşamınız. Annenizin veya babanızın veya komşunuzun veya ilkokul öğretmeninizin değil.
Asi bir ergen olun, kimseyi dinlemeyin demiyorum. Etrafınızdakilerin tecrübelerinden mutlaka yararlanın ama sizinle ilgili kararları yine siz verin. Günün sonunda o verdiğiniz karar yanlış olsa bile sizin yanlışınız olsun. Tecrübeler, bir daha yapılmayacaklar hanesine +1 tecrübe.
Küçük bir not olarak şunu da hemen geçeyim. Asla ama asla arkadaşlarınız o okula gidiyor diye siz de o okula gideceksiniz diye bir kaide yok. Bir mucize olmazsa ilkokul arkadaşlarınızı bir süre sonra görmeyecek, 8 sene aynı sınıfta okuduğunuz insanların soyadlarını bile hatırlamayacaksınız.
Umarım herkes kendisi için en iyi olacak okula gider ve buruşup yaşlı nineler, dedeler olduklarında birbirlerine tekrar tekrar anlatabilecekleri anılar biriktirir.
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, esenle kalın.

Liseye Başlayanlara Tavsiyeler-Tercihler, Kazandığınız Okul” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir