saat 1:48, zaman geçiyor, tutamıyorum, tutunamıyorum

Saniyeler dakikalara, dakikalar saatlere, ve saatler günlere dönüştükçe içinde bulunduğum panik hali daha kötü bir şekle bürünüyor.
Hep bir şeyleri kaçırıyorum hissi, hep bir yerlere geç kalıyorum, birilerine geç kalıyorum hissi. Asla kurtulamadığım bu his, son zamanlardaki kabusum olurken bundan kurtulmak için elimden hiçbir şey gelmiyor.
Panik.

Zaman ilerliyor. O eski Kenan Doğulu şarkısında geçtiği gibi, “Ama karar ver, tutamıyorum zamanı.”. Tutamıyorum, tutamıyoruz. Bizden bağımsız gerçekleşen ve asla müdahale etme hakkımızın olmadığı tek oluş. Zaman.

Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz. İşe, okula, konsere, eve… Yetişmeye çalıştığımız şeyler bitmiyor, aynı zamanda yetişmeye çalışırken geç kaldığımız şeyler de katlanarak artıyor.
Panik.
Panik.
Panik.

Bir insan kendine bile geç kaldıysa, başkalarına nasıl yetişebilir ki zaten? “Sorumun karşılığını bilmiyor kimse.” diyor Ahmet Telli kulaklarımda. Ben de bilmiyorum.
“Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen, ömrümüzse karşılıksız sorulardı, hepsi bu.”

Son aylarım, cevabını veremediğim sorular sorarak ve cevabını veremediğim sorulara maruz kalarak geçiyor.
Son aylarım, 18. yaşımın üstüme aniden bindirdiği tonlarca kilo sorumluluk ve dertlerle birlikte, karşılığı olmayan sorulara karşılık arayarak geçiyor.
Zaman geçiyor.
Hiçbir soruma cevap bulamadan, zaman ilerliyor.
Panik.

Kendime verdiğim sözleri teker teker çiğnememe neden olan birisi, birileri giriyor hayatıma ve ben yine geç kalıyorum o birilerine.
Çoktan geç kaldığım, asla yetişemeyeceğim insanlara ulaşmaya çabalarken, bana yetişmeye çalışanlardan uzaklaşıyorum. Asla bitmeyecek bir döngü bu. Lanetli bir paradoks. Sonu olmayan bir yol.
18. yaş güneşi üstüme bir karabasan gibi çökerken, tutunacak bir el, bir dal, herhangi bir şey arıyorum,
ama bulamıyorum,
çünkü y i n e geç kalmışım. yine.

Hayatıma giren her insanda, eskilerden parçalar arıyorum. Hayatıma giren her insan, yetişemeyeceğim o birilerine dönüşüyor, çünkü o “eskilere” ulaşmaya çabalamayı çok geç bırakıyorum ve hayatıma giren her yeni insan, o eskilerden birine dönüşene dek bunun farkına varamıyorum. Zaman ilerliyor.
Panik.

Hem ne zaman Kasım’ın iki haftasını geride bıraktık?
Ne zaman “18. yaşıma girdiğimde çok büyük olcam ben, büyük abla olcam.” dediğim ilkokul senelerini göz açıp kapayıncaya kadar geçtik?
Merhaba, 7 yaşım. 18 oldun, ama büyük abla olamadın. Çok şey başardın, ama hep bir şeylere geç kaldın.

Kim bilir, belki başkalarına geç kalan birisiyle aynı anda geç kalıyor oluruz da birbirimize yetişiriz?
Kim bilir?
Kim?
Bilir?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir